Aile İçi Şiddetle Mücadele Büro Amirliği: Görevleri [2026]

Aile İçi Şiddetle Mücadele Büro Amirliği: Görevleri [2026] - Kapak Görseli

Aile içi şiddetle karşı karşıyaysan ya da bir yakının için hangi birime, hangi aşamada başvuracağını bilmiyorsan, yanlış adım atma korkusu çok yıpratıcı olabilir. Bu noktada Aile İçi Şiddetle Mücadele Büro Amirliği’nin görev alanını, sunduğu korumayı ve başvuru sürecini net bilmek, hem güvenliğini hem de haklarını korumanda ciddi fark yaratır.

Aile İçi Şiddetle Mücadele Büro Amirliği tam olarak ne yapar

Aile İçi Şiddetle Mücadele Büro Amirliği, aile içinde ya da yakın ilişkilerde ortaya çıkan şiddet vakalarına polis düzeyinde hızlı müdahale eden uzman birimdir. Bu birim yalnızca fiziksel saldırı olaylarıyla ilgilenmez. Psikolojik şiddet, ekonomik baskı, tehdit, ısrarlı takip, cinsel şiddet ve dijital ortamda sürdürülen taciz de görev alanına girer.

Türkiye’de bu alanın hukuki omurgasını 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun oluşturur. Kolluk birimleri, bu kanun çerçevesinde mağdurun korunması için gecikmeden işlem başlatır. Kanun, yalnızca evli eşleri değil; eski eşleri, nişanlıları, birlikte yaşayanları ve tek taraflı ısrarlı takibe maruz kalan kişileri de koruma kapsamına alır.

Büro Amirliği’nin temel işi, bir şikâyeti sıradan asayiş olayı gibi ele almak değildir. Burada amaç, olayın tekrarını önlemek, mağdurun risk seviyesini anlamak, acil koruma tedbirini devreye sokmak ve adli süreci hızlandırmaktır.

Görev çerçevesi çoğunlukla şu alanlarda yoğunlaşır:

– İhbarı almak ve ilk güvenlik müdahalesini yapmak
– Mağdurun ifadesini güvenli koşullarda almak
– Risk değerlendirmesi yaparak yakın tehlikeyi tespit etmek
– Gerekirse fail hakkında uzaklaştırma ve benzeri koruyucu tedbir süreçlerini başlatmak
– Delil toplamak ve adli dosyayı savcılığa ulaştırmak
– Mağduru ŞÖNİM, sağlık kuruluşu, baro adli yardım servisi ve sosyal hizmet mekanizmalarıyla buluşturmak
– Çocuk varsa çocuğun üstün yararını gözeterek ilgili birimlerle koordinasyon kurmak

Kendi tecrübemle söyleyebilirim ki, şiddet mağdurlarının en çok zorlandığı nokta “Karşı taraftan şikâyetçi olursam sonra ne olur” sorusudur. Tam da burada Büro Amirliği devreye girer ve süreci sadece ifade alma aşamasında bırakmadan koruma mekanizmasına bağlar.

Bu birimin görevleri hangi yasal çerçevede şekillenir

Aile İçi Şiddetle Mücadele Büro Amirliği’nin görevleri, başta 6284 sayılı Kanun olmak üzere Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve ilgili kolluk genelgeleriyle şekillenir. Bu nedenle birim hem önleyici hem de adli nitelikli işlem yürütür.

Koruyucu ve önleyici tedbir sürecini başlatır

Birim, mağdurun güvenliğini önceleyen tedbirlerin işletilmesinde aktif rol oynar. Hakim, mülki amir veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kolluk, failin mağdura yaklaşmaması, konuttan uzaklaştırılması, iletişim araçlarıyla rahatsız etmemesi gibi tedbirlerin uygulanması için süreci başlatır.

Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı uygulamalarında, ilk saatlerin kritik olduğu sıkça vurgulanır. Çünkü aile içi şiddet vakalarında tekrar riski yüksektir. Dünya Sağlık Örgütü verileri de yakın partner şiddetinin kadınlar açısından en yaygın şiddet türlerinden biri olduğunu ortaya koyar. DSÖ’ye göre dünya genelinde kadınların yaklaşık üçte biri yaşamlarının bir döneminde fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalır. Bu veri, erken kolluk müdahalesinin neden hayati olduğunu açıkça gösterir.

Delil toplar ve adli süreci besler

Büro Amirliği yalnızca beyan almakla yetinmez. Darp raporu, mesaj kayıtları, sosyal medya tehditleri, tanık beyanları, kamera görüntüleri ve olay yeri tespitleri gibi unsurları dosyaya kazandırır. Böylece savcılık önüne daha güçlü bir dosya gider.

Yıllar süren adli süreç takibim gösteriyor ki, mağdurlar çoğu zaman “Elimde kanıt yok” diye başvurmaktan çekiniyor. Oysa başlangıç için mağdur beyanı büyük önem taşır. Delilin tamamını senin toplaman beklenmez; kolluk ve savcılık bu yükü paylaşır.

Risk analizi yapar

Her şiddet vakası aynı değildir. Büro Amirliği şu soruların yanıtını arar:

– Failin silaha erişimi var mı
– Daha önce tehdit, boğma girişimi, ağır darp ya da takip oldu mu
– Ayrılık kararı sonrası öfke tırmanışı yaşandı mı
– Çocuklar risk altında mı
– Fail alkol veya madde etkisi altında mı
– Mağdurun sığınacak güvenli bir yeri var mı

Uluslararası çalışmalarda, özellikle ayrılık süreci, önceki tehdit öyküsü ve boğma girişimi, ağır şiddet ve kadın cinayeti riskini artıran göstergeler arasında yer alır. Bu yüzden birim, başvuruyu “ev içi tartışma” gibi küçültmez; olayın ölümcül risk taşıyıp taşımadığını anlamaya çalışır.

Diğer kurumlarla koordinasyon kurar

Şiddet vakasında tek bir kurum çoğu zaman yetmez. Büro Amirliği;

– ŞÖNİM ile barınma ve sosyal destek bağlantısı kurar
– Sağlık kuruluşuna yönlendirme yapar
– Savcılıkla adli işlemleri yürütür
– Çocuk İzlem Merkezi veya çocuk şube ile temasa geçebilir
– Gerektiğinde baro adli yardım mekanizmasını devreye sokar

Ateş Gibi’de sık vurguladığımız bir nokta var: Şiddetle mücadelede en güçlü koruma, tek bir başvurudan değil, birbiriyle konuşan kurumların ortak çalışmasından çıkar.

Başvuru yapınca süreç nasıl ilerler

Şiddet ihbarı sonrası sürecin nasıl aktığını bilirsen daha hazırlıklı olursun. Uygulamada aşamalar çoğunlukla şu sırayla ilerler:

1. Önce ihbar alınır. Sen doğrudan karakola gidebilir, 112 üzerinden yardım isteyebilir ya da polis merkezine başvurabilirsin.

2. Polis, acil risk varsa ilk güvenlik önlemini alır. Gerekirse olay yerine ekip yönlendirir.

3. Mağdurun ifadesi alınır. Bu aşamada yaşadığın şiddetin türünü açık anlatman çok önemlidir. Sadece son olayı değil, önceki tehditleri de söylemelisin.

4. Deliller toplanır. Mesajlar, arama kayıtları, fotoğraflar, doktor raporları, tanık isimleri dosyaya eklenir.

5. Koruyucu ve önleyici tedbir süreci başlar. Uzaklaştırma, yaklaşmama, iletişim yasağı gibi kararlar gündeme gelir.

6. Olay suç teşkil ediyorsa dosya savcılığa gider. Savcılık soruşturma açar.

7. Sosyal destek ihtiyacı varsa ilgili kurumlara yönlendirme yapılır.

Burada kritik nokta şu: “Şikâyetimi geri çekersem her şey biter” düşüncesi her olay için doğru değildir. Bazı suçlarda kamu adına soruşturma devam eder. Ayrıca koruma tedbiri ihtiyacı, sadece şikâyetin varlığına bağlanmaz; risk durumu da belirleyicidir.

Hangi durumlarda bu birime başvurmalısın

Pek çok kişi sadece darp olduğunda başvuru hakkı olduğunu sanır. Oysa kapsam daha geniştir. Şu örneklerde Aile İçi Şiddetle Mücadele Büro Amirliği devreye girer:

– Eşin, eski eşin ya da partnerin seni tehdit ediyorsa
– Sürekli hakaret, aşağılama ve korkutma yaşıyorsan
– Telefon, mesaj ya da sosyal medya üzerinden taciz sürüyorsa
– Eve kapatma, para vermeme, çalışma hayatını engelleme gibi ekonomik baskılar varsa
– Çocuk üzerinden baskı kuruluyorsa
– Ayrılık sonrası ısrarlı takip söz konusuysa
– Tek bir ağır olay değil, tekrar eden kontrol ve korkutma düzeni varsa

Türkiye İstatistik Kurumu ve ilgili resmi araştırmalar, kadınların maruz kaldığı şiddetin önemli bölümünün yakın çevre ve eş kaynaklı olduğunu uzun süredir gösteriyor. Bu tablo, “Aile içi mesele, dışarı yansıtmayalım” yaklaşımının ne kadar tehlikeli olduğunu ortaya koyuyor. Şiddet, özel alan bahanesiyle gizlenince daha ağır biçimde devam eder.

Mağdur olarak hakların neler

Şiddete uğradığında yalnız değilsin ve hukuken korunan hakların var. En temel hakların şunlardır:

– Güvenli ortamda ifade verme hakkı
– Acil koruma isteme hakkı
– Uzaklaştırma ve yaklaşmama tedbiri talep etme hakkı
– Barınma desteği isteme hakkı
– Geçici maddi yardım ve sosyal destek mekanizmalarına erişme hakkı
– Gerekirse kimlik ve adres bilgilerinin gizliliğini isteme hakkı
– Avukat desteği talep etme hakkı
– Çocukların korunmasını isteme hakkı

Bu hakların kullanımı şehirden şehre uygulama farkı gösterebilir. Ancak hakkın kendisi değişmez. Başvuruda “Ben sadece bilgi almak istiyorum” desen bile polis, risk gördüğünde süreci ciddiyetle ele almak zorundadır.

Sahada en çok görülen hatalar ve daha güvenli hareket etme yolları

Sahada karşılaşılan örnekler, mağdurların çoğu zaman aynı birkaç nedenle geç kaldığını gösteriyor. Kendi tecrübemle söyleyebilirim ki, özellikle ilk tehditleri küçümsemek ileride daha ağır tablo yaratabiliyor.

En sık görülen hatalar şunlardır:

– Sadece fiziksel darp olursa başvurmak
– Tehdit mesajlarını silmek
– Ortak tanıdıklar araya girince resmi başvurudan vazgeçmek
– Uzaklaştırma kararını hafife almak
– Çocukların etkilenmediğini varsaymak

Daha güvenli hareket etmek için şu adımlar işe yarar:

– Tehdit, hakaret ve takip içerikli mesajları silme
– Mümkünse tarih sırasına göre ekran görüntüsü al
– Yakın bir kişiye bulunduğun yeri ve risk durumunu bildir
– Acil durumda çıkış planı oluştur
– Kimlik, ilaç, telefon şarjı ve temel belgeleri erişilebilir yerde tut
– Çocuk varsa okul ve bakım düzeni için ön plan yap
– Başvuru sırasında önceki olayları kronolojik biçimde anlat

Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri ile Avrupa’daki şiddet önleme araştırmaları, şiddetin çoğu zaman tek bir olaydan değil, kontrol ve izolasyon örüntüsünden oluştuğunu vurgular. Bu nedenle “Bana bir kez vurdu ama özür diledi” cümlesi riski ortadan kaldırmaz.

Ateş Gibi olarak özellikle altını çizmek isteriz: Başvuru anında mükemmel bir dosya hazırlamış olman gerekmez. Önce güvenliğini sağla, sonra süreci kurumlarla birlikte kur.

Başvurudan önce ve sonra işine yarayacak pratik hazırlık

Başvuru öncesi küçük bir hazırlık, sürecin daha hızlı ilerlemesini sağlar.

Başvurudan önce mümkünse şunları toparla:

– Kimlik bilgilerin
– Failin açık kimliği ve adres bilgisi
– Varsa mesaj kayıtları, ses kayıtları, fotoğraflar
– Darp raporu ya da hastane başvuru bilgisi
– Tanık isimleri
– Çocuklara ilişkin risk bilgileri

Başvurudan sonra şunları takip et:

– Tedbir kararının içeriğini net öğren
– Kararın ihlali halinde nereye ve nasıl bildireceğini sor
– Dosya numarası veya başvuru kaydını not et
– ŞÖNİM ya da sosyal hizmet yönlendirmesini kaçırma
– Gerekirse ücretsiz hukuki destek yollarını araştır

Yıllar süren konu takibim gösteriyor ki, mağdurun en çok güç kazandığı an, sürecin kontrolünü yeniden hissettiği andır. Küçük notlar almak, başvuru tarihlerini saklamak ve ihlal olursa anında bildirmek ciddi fark yaratır.

Sıkça Sorulan Sorular

Aile İçi Şiddetle Mücadele Büro Amirliği sadece kadınlar için mi çalışır?

Hayır. Kadınlar en yüksek risk grubunda yer alsa da çocuklar, yaşlılar ve aile içi şiddete maruz kalan diğer kişiler de başvurabilir.

Şikâyetçi olmadan koruma isteyebilir misin?

Evet. Risk durumuna göre koruyucu ve önleyici tedbir süreci şikâyetten bağımsız ilerleyebilir.

Eski eşten gelen tehditler bu birimin alanına girer mi?

Evet. Eski eş, eski partner ve ayrılık sonrası ısrarlı takip vakaları da görev alanına girer.

Mesaj ve ekran görüntüsü delil sayılır mı?

Evet. Mesaj, arama kaydı, sosyal medya yazışması ve fotoğraf gibi materyaller dosyada önemli yer tutar.

Uzaklaştırma kararına uyulmazsa ne yapmalısın?

Derhal polisle iletişime geçmeli ve ihlali bildirmelisin. İhlal, ek yaptırım ve yeni koruma tedbirlerini gündeme getirir.

Gece saatinde de başvuru yapabilir misin?

Evet. Acil risk varsa gün ve saat beklemeden polis merkezine, 112’ye veya en yakın kolluk birimine başvurabilirsin.

Şiddetle ilgili bir risk yaşıyorsan bekleme; bulunduğun yerdeki en yakın polis birimine ya da acil hatta hemen ulaş. İstersen yaşadığın durumu isimsiz detay vermeden yorumlarda paylaş, hangi adımı önce atman gerektiğini birlikte netleştirelim.